5 Kasım 2007

5 Kasım, Pazartesi, Açık Radyo'da Av. Vedat GÜRER ile yargıç ve savcılar

Bugün Av. Vedat GÜRER ile "bilgi çağında hukuk öğrenimi ve yargıç ve savcıların durumu" etrafında konuştuk. Av. Gürer de tıpkı Prof.Dr. Ülkü AZRAK gibi, hukuk öğreniminde "felsefe"nin önemi üzerinde durdu uzun uzun. Daha sonra avukatların meslek yaşamı içinde kendi bilgilerini artırma ve güncelleştirme konusunda daha çok vakitleri olduğundan bahisle "önemli olanın" yargıç ve savcıların bu konudaki olanakları - ya da olanaksızlıkları- olduğuna değindi. Sınırlı gelir, sınırsız mesai zorunluğu, sık sık yapılan tayinlerle coğrafya coğrafya dolaşma endişesi, aşırı iş yükü, donanımsız adliye binaları ve daha bunlar gibi pek çok olumsuz koşullarla sarılı yargıçların hem sağlıklı yorumlar ve kararlara varma hem kendilerini geliştirme ve çağa ayak uydurma açısından "zor" durumda olduklarını vurguladı... BAtıdaki örneklerle kıyaslama da yapan Av. Gürer hayli "anlayışlı" ve "empati dolu" bir günündeydi!

Arada yine "Beattles Go Baroque" albumünden "We Can Work It Out" çalındı...

3 Kasım 2007

İRAN'LI "BLOG" ÖNCÜSÜ HÜSEYİN DERAKŞAN ALEYHİNE DAVA AÇILDI!

Iranian Blogger Hossein Derakshan Sued for Defamation in Canada
Posted October 31st, 2007 by Sam Bayard
in





Hossein Derakshan, an Iranian-born blogger based in Toronto, reported yesterday that he had been sued for defamation in a Canadian court. Derakshan is a prominent figure in the history of the Iranian blogosphere. In 2001, he developed the technological solution that enabled Iranian bloggers to blog in Persian and published a widely-used set of instructions on "How to make a blog in Persian" using Blogger.com's free service. (For more information on Derakshan and the Iranian blogosphere, see Wikipedia's entry on "Iranian blogs" and Meron Rapoport's article, "King of the Iranian Bloggers," on Haaretz.com.)
The lawsuit is just the latest chapter in a dispute that began this summer. In late July, counsel for Mohammed Mehdi Khalaji, a fellow at the Washington Institute for Near East Policy, sent a letter to Derakshan, his domain registrar (GoDaddy.com, Inc.), and his hosting service (Hosting Matters, Inc.). The letter complained of defamatory statements allegedly made in a number of Derakshan's Persian-language posts in October 2005. According to the translation from Persian attached to the letter, these posts claimed that Khalaji was working for a right-wing think tank that openly supported the policy of "regime change" in Iran and was "giving ideas to the cruelest and dirtiest enemies of Iran and humanity." The letter also appears to take issue with a claim that Khalaji was "the only Iranian who has worked for both Khameni's office and Dick Cheney's, who intends to bomb Khalaji's former office building plus thousands of men, women and children living in the surrounding area." (Derakshan disputes the accuracy of the translations and Khalaji's interpretation of his statements.)
Khalaji's letter indicated that GoDaddy and Hosting Matters (both U.S. companies) were "implicated in the activities conducted [on Derakshan's blogs]," and that Khalaji's claim extended to these companies as publishers. It demanded that the recipients take down the offending posts, publish a letter of "contrition, apology, and retraction," and pay Khalaji $10,000. After a lengthy back-and-forth between Derakshan and Hosting Matters, the hosting service terminated Derakshan's accounts, and he moved his blogs to another hosting service. The blogs went back up after a few days, apparently with the disputed posts still in place.
Khalaji sued Derakshan in the Ontario Superior Court of Justice on October 19. It does not look like Khalaji pursued further action against Hosting Matters or GoDaddy. This is somewhat surprising given that Derakshan probably doesn't have the $2,000,000 in requested damages and Canadian law does not have an analog of CDA 230 (47 U.S.C. § 230(c)), which insulates service providers in the United States from liability for the statements of "another information content provider." But it's a truism by now that lawsuits of this kind are motivated more by a desire for personal vindication than for money.
This is a fascinating and difficult case because the statements fall into a grey area between spirited political argument and personal attack. It seems to me that most of the complained of statements are either opinion or hyperbole, and a reasonable reader likely would understand them to be so. But courts, at least courts in the United States, examine statements of opinion to determine if they are based on or presume underlying facts. If they do, they can still be actionable. We'd love insight from our readers on how Canadian libel law might change the analysis.
Kaynak: http://citmedialaw.org/blogger-hossein-derakshan-sued-defamation-canada

29 Ekim 2007

29 Ekim, Cumhuriyet Bayramında Av. Vedat GÜRER

Bugün Açık Radyo'da Av. Vedat GÜRER ile son referandum hakkında sohbet ettik. Gürer, halkın neyi oyladığı konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığına dikkat çekti.

24 Ekim 2007

22 Ekim Pazartesi, Açık Radyo'da: Prof.Dr. Ülkü AZRAK

22 Ekim Pazartesi, 2007, Bilgi Çağının Hukuku programında canlı yayın konuğumuz, hafta sonu Antalya'da yapılan Türk - Alman Kamu Hukuku FORUM'undan dönen Prof. Dr. Ülkü Azrak. Bu FORUM, iki önemli başlık altında yapılmış:
- İnsan hakları ve Yargı
- Türkiye'de ve Almanya'da yargı bağımsızlığı.

Kişilerle devlet organları arasındaki ilişkileri düzenlemesi ve "iktidarın eseri" olması açısından kamu hukukunun önemini tartışan Forum'daki bildirisini ikinci başlık altında sunan Prof. Dr. Azrak, özellikle son dönemlerde ülkemizdeki "garip" hukuk uygulamalarından da hareketle, bizim programda "hukuk öğretimi"ne odaklandı. Felsefe ve Mantık gibi önemli derslerin zorunlu olmaktan çıkarılmasıyla Ortaöğrenimin düzey kaybettiğini, felsefi bazdan yoksun öğrenciye de 4 yıllık hukuk öğretiminde bu yüzden yeterli formasyon verilemediğini belirten Azrak, "hiç değilse" kaydıyla daha etkin bir hukuk öğrenimi için şunları önerdi:

a- Hazırlık sınıfı
b- Hukuk mezunlarına diploma verilmeden önce 2 kademeli devlet sınavı

Prof. Dr. Azrak, eksik bilgili yargıç ve savcıların yorumlarının da yanlış olmasının kaçınılmaz olduğunu, yanlış yorumlarla yapılan uygulamaların, alınan kararların ise Yargıtay'da da bazen düzeltildiği, bazen de düzeltilemediğine dikkat çekti. Medyadaki tekelleşme ve siyasi iktidar baskısının da insan hakları öğretimindeki zaafı körükleyen unsurlardan biri olduğunu belirten Azrak, özellikle bilgi çağında hukukçuların "bilgi-okuryazarı" da olması gerektiğini, bunun ifade özgürlüğü, çevre ve bilgi edinme hakları başta olmak üzere "insan hakları"nın öğrenilmesi, kullanılması ve uygulanması açısından gerek üniversitelerde gerekse uygulamada hayati önem taşıdığını vurguladı.

-Programın müzik arasında Johhny Mitchell'den Displays" çalındı...-

18 Ekim 2007

Açık Radyo'da 8 ve 15 Ekim: Av. Fikret İlkiz ile "ANAYASA" ve "GÜNCEL HUKUK" Dergisi

8 Ekim 2007 Pazartesi günü Av. Fikret İlkiz konuğumuz idi.
İlkiz, ilk kez 12 Eylül 2007'de yapılan bir basın toplantısı ile duyurulan, DİSK öncülüğünde başlatılan ve KESK, TMMOB, TTB, TÜRMOB, T.DİŞ HEKİMLERİ BİRLİĞİ ve T. ECZACILARI BİRLİĞİ'nin katılımıyla sürdürülen “Özgür ve Demokratik Bir Türkiye Yolunda YENİ ANAYASA” kampanyası ile ilgili bir toplantıdan (3 Ekim 2007) yeni dönmüştü. İlkiz'in de aralarında olduğu ve Prof. Kaboğlu, Prof. Dr. Yılmaz Aliefendioğlu, Prof. Dr. A. Ülkü Azrak, Prof. Dr. Ioanna Kuçuradi, Prof. Dr. Mesut Gülmez, Prof. Dr. Naz Çavuşoğlu, Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, Dr. Abdullah Sezer, Dr. Tuncer Özyavuz'dan oluşan "Akademik Kurul" gün boyu çalışmıştı... Av. İlkiz toplantıda tartışılanları Açık Radyo dinleyicileriyle paylaşırkan, Anayasa'nın değişiminde "inter-disipliner" bir yaklaşımın gereğine de dikkat çekerek, felsefeci, ceza ve idare hukuku uzmanlarının da içinde olacağı bir "Kurucu Meclis"in gereğini vurguladı...

15 Ekim Pazartesi yine Av. İlkiz ile birlikte idik. Bu programın konusu da "Güncel Hukuk" dergisiydi. Hukuk öğrencileri ve uygulamacıları için çıkarılan derginin 46. sayısına ulaşılmış olmasını kutladık!
46. sayının kapak konusu "Nasıl Bir Anayasa İstiyoruz" idi!
"Güncel Hukuk"un web sitesinde sadece konu başlıkları ve içerik özetine ulaşılabiliyor.
Program sırasında bu noktaya değindik, ama o sırada söylemeyi unuttuğum bir şeyi buraya eklemeliyim! Derginin kendisine ulaşamayanlar, dünyanın heryerinden "cüz'i" bir ücret karşılığında www.emecmua.com üzerinden okuyabiliyor!

1 Ekim 2007

1 Ekim 2007, Açık Radyo'da: Prof.Dr.Ülkü AZRAK ile "Başbakanlık Anayasası"!

1 Ekim 2007, Pazartesi günü Prof. Dr. Ülkü AZRAK canlı yayın konuğumuz oldu. Konu "yeni anayasa" idi. Prof. Azrak, 2 ana başlık altında görüşlerini belirtti. a) Yapılış biçimi ve gerekçesi b) Taslak içeriği.
Prof. Azrak, önce Avrupa ve dünya anayasa hukuku açısından bir ülkede "yeni bir anayasa"nın sözkonusu olduğu durumları açıkladı: "Köklü rejim değişiklikleri" ya da "darbe"ler. Sonra Türkiye'de bu bağlamda yapılan anayasaları özetledi. '61 Anayasası'nı "Cumhuriyet'in ikinci anayasası", '82 Anayasası'nı da "darbe" anayasası olarak nitelendiren Prof. Azrak Türkiye'de yeni bir anayasa yapılması için bir neden olmadığını vurguladı. Peki nereden çıkmıştı şimdi böyle bir gündem maddesi o zaman? Azrak'a göre bu siyasi iktidarın bir "taktik"inden başka bir şey değildi. Mevcut anayasayı "Seçmenine sunmak istediği kılık kıyafet sorununa köklü çözüm, üniversitelerin yönetimini zapt-ü rapt altına almak, yargıyı yürütme lehine yeniden düzenlemek" gibi konularda değiştirme önerileri sunmaya kalkışıp, muhalefete baştan hedef olmak yerine gündeme bir "yeni anayasa" konusu getirerek tartışmayı genelleştirme taktiği...
Programın ikinci yarısında Prof. Dr. Azrak, '82 Anayasası'nı temel alan ve şu anda ortada dolaşan taslakta hiç bulunmayanlara ve yeni eklenenlere değindi. Sosyo-ekonomik açıdan çok önemli bulduğu ve yeni taslakta yer verilmeyen konuları özetle şöyle sıraladı:
- DPT kaldırılmış, demek ki ekonomi artık plansız olacak!
- YAsama-Yürütme ve Yargı "Denge"si bozulmuş
-"Kişi dokunulmazlığı", "kişi hürriyeti ve güvenliği" kaldırılmış,
-Konut hakkı yok,
- "Tüzük"ler yok,
-Yüksek Askeri Mahkemesi ve "ordu" sözcükleri geçen hemen herşey kaldırılmış, Genel Kurmay Başkanı'nın nasıl seçileceği konusu boşlukta,
-Kamu görevlilerinin toplu iş sözleşmesi hakkı yok,
- İşçinin işletmeye katılım hakkı yok,
-Kadınlar yok...
Yeni eklenenler ise:
- "Türban serbestisi", (Prof. Azrak, bu konuda "5 ihtimalli düzenleme" öneren bir anayasa hazırlama kurulunun söylenegeldiği gibi "Bilim Kurulu" diye adlandırılamayacığını, çünkü "bilimsel gerçeğin 1 seçeneği olduğunu, birden çok olduğunda bilimsellikten de çıkacağı"nı vurguladı)
- Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçiminde TBMM'e daha çok yetki,
- Danıştay üyelerinin bir kısmının Bakanlar Kurulu tarafından seçimi,
- Y.Ö.K'ün etksizleştirilmesi, böylece "özerk"liği kaldırılmış üniversitenin bilim kurumu olmayacağı,
- Tahkim (94. md) konusu, dolayısıyla kamu denetiminin dejenerasyonu,
-Hakim ve savcıların idari bakımdan Adalet Bakanlığı'na bağlı kılınması...

Prof. Dr. Ülkü Azrak, son söz olarak, daha çok "ABD başkanlık sistemi"ne öykünmekle birlikte ortaya çıkan yeni anayasa taslağının "o bile olmayıp", olsa olsa bir "başbakanlık anayasası" olarak adlandırılabileceğini söyledi...

Program arasında "Romano Drum"dan, "Conca Melpe" dinlendi...

28 Eylül 2007

"28 EYLÜL": ULUSLARARASI BİLGİ EDİNME HAKKI GÜNÜ

http://www.bilgiedinmehakki.org:

Uluslararası Bilgi Edinme Hakkı Günü 2007, ("Right to Know Day") dünya üzerindeki tüm demokratik toplumlarda, bilgiye erişim hakkının önemine dikkat çekmek amacıyla 5. defa çeşitli ülkelerde kutlanıyor. Kutlamalarla ilgili ayrıntılı bilgi için http://www.foiadvocates.net/rkd07.php adresine bakınız. BilgiEdinmeHakki.Org kamuoyunu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun kullanımı ile ilgili bilgilendirmek amacı ile 2004-2006 kullanım istatisklerini içeren özet bir çalışmayı Flash presentasyon formatında yayınladı.

14 Eylül 2007

Açık Radyo'da 10 Eylül - 17 Eylül

10 Eylül Pazartesi http://www.turk.internet/ kurucusu ve yöneticisi Fusun Sarp Nebil konuğumuz oldu. FSN ile telekomünikasyonda "serbestleşmenin neresindeyiz?"i konuştuk.
17 Eylül Pazartesi tekrar konuğumuz olacak. Bu kez Av. Gökhan Ahi de ona katılacak ve geçtiğimiz haftalarda 5651 sayılı kanun çerçevesinde yapılan yönetmelik tartışmaları hakkında bilgi verecekler...
Tırk.Internet.com'da 5651 sayılı kanunun gelişim aşamaları hakkıda yararlı bir kronolji de burada!

27 Ağustos 2007

27 Ağustos Pazartesi: Av. FİKRET İLKİZ

Bugün Av. Fikret İlkiz, canlı yayında, 5651 sayılı kanun için yapılacak yönetmelikler hakkında sivil toplumdan görüş alınması konusundaki gelişmeleri özetledi.

22 Ağustos 2007

20 Ağustos 2007 Pazartesi Açık Radyo'da: Av. VEDAT GÜRER

20 Ağustos Pazartesi günü, Açık Radyo programımızda, Av. Vedat Gürer ile "Bilgi Çağının Hukuku"na bir genel bakış ve gündemsiz sohbet yer aldı...

14 Ağustos 2007

DİSİPLİNLERARASI "HUKUK TASARIMCILARI"

Avrupa Hukuku Portali'nde İlker Mutlu yazmış:

"...hukuk teknisyenleri yerine hukuk mühendisleri yetiştirebilirsek hukuk disiplini açısından bu özgüven sarsıcı ifadeleri unutabiliriz. Bu kavramların farkını zaten etimolojik yapıları anlatmakta. Avrupalılar buna hukuk mimarisi ve hukuk mimarları diyorlar..Kanımca en doğru söz ise hukuk tasarımcıları. Peki nedir hukuk yaratıcısı ve hukuk tasarımcısı` Dar anlamda hak ve yükümlülüklerin oluşturduğu sistematik yapıyı oluşturan yasakoyucu ve bazen erkler ayrılığı sisteminin tam olarak sağlanamadığı durumda veya siyasal bilim ekonomisinin gerekliliği olarak yargı ve yürütmenin katılımı ile oluşan hukuk ve de bunun için oluşturulacak politikalar ve toplumun ve hukukun karşılıklı etkileşimde yaratılmak istenen çağdaş düzlemde tasarımı. Hukuk tasarımı anlaşılacağı gibi sadece çok iyi hukuk bilerek yapılabilecek bir iş değildir. Siyaset bilimi, sosyoloji, sosyal psikoloji, kriminoloji, sosyal antropoloji ve felsefe gibi birçok disipline hakim olunması ve gerektiğinde interdisipliner çalışmalar yapılması gerekir. Böylece, oturmuş klasik dar görüşlerin açısından tüm bilinenlerin dışına çıkmak, yepyeni ufuklarla donanmak mümkündür..."

Bu deyimi çok sevdim. Öyle ki alıntılamak için izin bile almadan buraya koyuyorum. Affola. Yazının başı ve devamı burada!

2 Ağustos 2007

6 ve 13 Ağustos Açık Radyo'da: Av. Ceylin BEYLİ



6 Ağustos ve 13 Ağustos Pazartesi programlarının konuğu Avukat Ceylin Belli. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Leeds Üniversitesi (UK) Siber Hukuk bölümünde LL.M (hukuk "master") çalışmasını tamamlayan Beyli, 4 yıldır bir hukuk bürosunda avukat olarak çalışıyor. Onunla kişisel verilerin korunması konusundaki kanun taslağının eski ve son versiyonları hakkında konuşuyoruz ilk programda. İkinci program ise bilgi çağının hukuku konusunda "eğitim"e ayrılıyor...

İlk programda Mary Martin ve Patricia Neway'in söylediği "My Favorite Things", ikincisinde Miles Davis'in "So What" parçalarını dinleyeceğiz!

30 Temmuz 2007

30 Temmuz Pazartesi: Av. Vedat GÜRER ile SOHBET

Bu Pazartesi Açık Radyo'da Av. Vedat Gürer ile Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nda yapılan değişiklikten sonra pasaport ve ehliyet alacakların da parmak izi verme yükümlülüğünden sözediyoruz... Konu doğal olarak "kişisel bilgilerin (kişiliğin) korunması"na kayacak!

Arada Queen, "Under Pressure" çalındı!

22 Temmuz 2007

"BİLGİ ÇAĞININ HUKUKUNA GENEL BAKIŞ"... A.Tansuğ, Bilgi Çağı Dergisi, Temmuz 2007 (*)

Değişen ve dönüşen hukuk...

Alt yapıdaki değişim, nasıl “ikame, yayılma” ve “dönüşüm” aşamalarından geçilerek hayata geçiriliyorsa[i] onun biçimlendirdiği bir üst yapı kurumu olarak “hukuk” da aynı aşamaları izliyor. Endüstri devriminin, tarım toplumu hukuk düzeninin değişmesine yol açması gibi bilgi ekonomisi de endüstri toplumunun hukukunu şimdiden zorluyor. Bilgi ekonomisinin ürünleri, yakınsanmış iletişim teknolojileri aracılığıyla, hangi gelişmişlik düzeyinde olursa olsun dünyanın her yerinde, toplumları kendine “taraf” kılıyor. Buna “yenilikçilik” de eklendiğinde, bir taraf lehine artan “rekabet edebilirlik”, diğer tarafı iyice “edilgin tüketici” haline getiriyor. Ancak aynı “yenilikçilik”, az gelişmiş çoğunluk içinden bunu farkedip doğru politikalarla harekete geçebilenleri, “edilgin tüketiciler” olmaktan çıkarıp “üreticiler”e dahil edebilen bir fırsat. Yale hukuk profesörü Jochai Benkler (2006) [ii], ister zengin ister fakir ülkelerden olsun, sermayesi “zihinsel emek”, ürünü “bilgi” olan ve “yenilikçi bir eko-sistem” içinde ağlar yoluyla birbirleriyle etkileşime giren “bilgi endüstrisi üretici”lerinden çok umutlu. Onların merkezi piyasalara bağımlı olmayan üretim biçimlerinin yaratacağı yeni değerlerin, endüstri dönemi hukukunu da tüm insanlığın yararına dönüştüreceğine inanıyor.

Erken yola çıkanın hukuku mu?

Şurası açık ki bilgi çağının hukukuna, bilgi ekonomisinin altyapısını kuran toplumlar yön vermekteler. Bu alanda erken yola çıkan ABD -özellikle Clinton döneminde- bilgi ekonomisinin hukukunu oluşturmada önemli adımlar attı. Öte yandan Birleşmiş Milletler, OECD, Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar tip düzenlemeler ortaya koyarak küresel ekonomiyi yaygınlaştırma çabalarını sürdürüyorlar. Avrupa Birliği’nin de 2000’li yıllardan başlayarak gündeme getirdiği, hem altyapısal hem üstyapısal köklü değişim ve dönüşüm programlarının temelinde, üye devletleri bilgi ekonomisinin “edilgin tarafı” olmaktan çıkarmak kaygı ve telaşesi var. Avrupa Birliği, hepsi “Avrupalı” olsalar da başta hukuk düzenleri olmak üzere üstyapıda farklı kültürel yaklaşımlar sergileyen “üye”lerini, ortak kurallarda birleştirebilmek için, her topluma uyarlanabilecek düzenlemeler yaparak “minimalist” bir tutum izliyor. Bir taraftan da küresel rekabete karşı, AB vatandaşlarının kişisel verilerinin transferi konusunda olduğu gibi, “hukuk”u bir kalkan olarak kullanıyor. [iii]

Bir kamusal alan olarak Internet

Ağırlıklı olarak “küresel elektronik ticaret” bağlamında seyreden ve daha çok “özel hukuk” düzenlemelerini ilgilendiriyormuş gibi gözüken bilgi çağı hukukunun, aslında hem kamu hukuku ile kesişen hem de evrensel insan hakları hukuku alanına giren çok önemli boyutları var. İfade özgürlüğü, bilgiye erişim özgürlüğü gibi üçüncü kuşak haklar geniş ölçekte bir kamusal alan olarak Internet ortamında kullanılabilirken, “9/11” hadisesinin ardından başlayan sınırlamacı eğilimler ve kişisel bilgilerin gizliliğinden “feragat” gerektiren yaklaşım, kıta Avrupası hukuku ile Anglo-Sakson hukuku arasında teoride ve pratikte gerilimlere yol açıyor.

Bu olgu, bilgi çağının hukukunun biçimlendirilmesinde “Internet’in yönetimi ve yasal düzenlenmesi gibi” çok hayati bir gündem maddesinin ortaya çıkmasının da en önemli etkenlerinden biri. Aynı olguyla birlikte yasal düzenleme yaklaşımları da değişiyor, dönüşüyor. Dr. Yaman Akdeniz (2003) “Beyaz Kitap”ta[iv] Internet’in “ulusötesi, merkezi olmayan ve sınır tanımayan” doğası gereği, bu küresel ortamdaki ilişkileri ve işlenen suçları “hiç bir devletin tek başına ve yeterli düzeyde düzenleyemeyeceğini, bu yüzden, devletlerin, kendi hukuk politikalarını bilgi çağının alt yapısına paralel olarak çağdaşlaştırmaları gerektiği”ne dikkat çekiyor. Dr. Akdeniz, yasal düzenlemeler alanında devletin rolü her ne kadar hâlâ hayati öneme ve yönlendirici niteliğe sahip ise de çağın gereği, devletin yasa yapmadan önce “risk çözümlemeleri” yapması, tek başına yasal düzenleme yerine; “işbirliği”, “koordinasyon”, “danışma”, “birlikte düzenleme” ve “öz-düzenleme” gibi yeni kavramlara daha fazla önem vermesini salık veriyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun “Internet Üzerinde İletişim Özgürlüğü Bildirgesi”nde [v] de benimsenen Politika sürecinin açık ve saydam olmasını, ilgili tüm tarafların görüşlerinin sürece katılmasını da gerektiren bu “çok katmanlı” yaklaşımın uygulanması her toplumun kendi kültürüne göre farklılıklar arzediyor.

Kültürel farklılıklar ve yeni hukuk

Üst yapıları bilgi çağına uyarlanmakta olan toplumlarda bu farklılıkları hukukun hemen her alanında görmek mümkün. Örneğin “bilgiye erişim” hakkı ABD’de “şeffaflık ve hesap sorulabilirlik” bağlamında ve bir “özgürlük” olarak ele alınırken, Avrupa Birliği konuyu “kamunun elindeki bilgileri –hem de bir an önce!- ekonomik dolaşıma sokma hakkı” bağlamında gündeme getiriyor. Hatta kimi Avrupa devletleri, örneğin Birleşik Krallık, kendini bunu yapması umulan “özel sektör”e bir rakip gibi görüp, “bilgi”yi vermekte cimri davranarak, AB’nin bilgi ekonomisi hedeflerine hızla ulaşmasını da geciktirebiliyor. “Gizlilik kültürü”nün baskın, devletle birey arasındaki mesafenin “uzun” olduğu toplumlar da bu konuyu toptan görmezden geliyorlar. [vi]

Keza, ceza hukuku alanında Internet’te işlenen suçlardan hangisinin düzenlenmesine öncelik verileceği toplumdan topluma değişiyor. Sonuncusuna ülkelerin egemenlik haklarına klasik yaklaşım paradigması ile insan hakları savunucusu sivil toplum örgütlerinin haklı muhalefeti de eklenince, örneğin Avrupa kökenli bir “Siber Suçlar Konvansiyonu” yıllardır uygulamaya geçemiyor. Küresel bir düzenleme olması amaçlanan bu Konvansiyon [vii] insan hakları ve ceza hukukunun temel ilkeleri açısından gerçekten de “sakıncalı” düzenlemeler içerdiği için “hukukun üstünlüğü”ne bağlı klasik Avrupa demokrasileri tarafından hemen imzalanmadığı ya da çekince konarak imzalandığı halde, “9/11 sonrası ABD’si” ile AB’ne yeni giren Sovyetler sonrası devletler tarafından “gözü kapalı” imzalanabiliyor...

Internet gerçekten “sınırsız” mı?

Internet’in doğası gereği “ulusötesi, merkezi olmayan, sınırsız” özellikleri geniş çaplı kabul görmüşken, Goldsmith ve Wu (2006) [viii] ise “Internet’i Kim Denetliyor: Sınırsız Bir Dünya Yanılsamaları” başlıklı ortak kitaplarında Internet’e yakıştırılagelen “sınırsız”lığın tam bir yanılsama olduğunu, günümüzde ekonomik bakımdan kim güçlü ise Internet’i de kendi sınırları içinde ve hatta ötesinde onun denetim altında tuttuğu savını ileri sürüyorlar. Harvard hukuk profesörü Goldsmith, “güç blokları” diye nitelendirdiği bu ülkelerin şimdilik “ABD, Avrupa’nın kuzeyindekiler ve Çin” olduğunu vurgularken, zamanla bunların dışındaki blokların devreye girmesinin “soğuk savaşın bir teknolojik versiyonu”nun başlangıcı ile eşanlamlı olacağını belirtiyor.

İşte bir değişik yaklaşım daha!

Sonuç olarak, bilgi çağının hukukunu yaratacak olanların alt yapıda yaşanan çok boyutlu değişimi anlamak ve izleyebilmek için öncelikle bilgi okur-yazarı olması ve disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsemesi kaçınılmaz görünüyor...

******************

[i] Eczacıbaşı, F., “Değişebilenler Dönüşebiliyor”, Bilgi Çağı Dergisi, Mayıs, 2007 http://www.bilgicagi.com/sayi33/
[ii] Benkler, J., “The Welfare of Networks: : How Social Production Transforms Markets and Freedom”, ISBN-13: 978- 0-300-11056-2 , Yale University Press, 2006, http://www.benkler.org/
[iii] Tansuğ, A., “AB’nin yeni ekonomik silahı: “Veri Saklama Hukuku”, Güncel Hukuk Dergisi, Nisan 2005
[iv] Akdeniz, Y., “Beyaz Kitap - Internet’in Çok Taraflı Yönetimi: Türkiye’deki Politika Yaratma Sürecinin Çağdaşlaşmasına Doğru”, ISBN: 975-6797-44-4, TBV Dizisi:1, Papatya Yayıncılık, 2003 http://www.papatya.gen.tr/beyazKitap.htm
[v] “DECLARATION on freedom of communication on the Internet”, 28 May 2003 https://wcd.coe.int/ViewDoc.jsp?id=37031
[vi] Bu konuda Türkiye’deki uygulama için: http://www.bilgiedinmehakki.org/
[vii] Konvansiyon’un Türkçe metni: http://www.ivhp.net/ “Bilgi Belge” / “Avrupa”
[viii] Goldsmith, J., and Wu, T., “Who Controls the Internet? Illusions of a Borderless World”, ISBN: 13: 978-0-19-515266-1 ISBN-10: 0-19-515266-1, Oxford University Press, 2006

(*)
Bilgi çağının hukuku'na genel bakış
bilgicagi.com - Pazar, 22 Temmuz 2007

23 Temmuz Pazartesi:Doç.Dr. Tekin Memiş ile "Eğitim"

"Bilgi Çağının Hukuku" (94.9 Açık Radyo 10.30.-11.00 ) programının bu Pazartesi konuğu Doç.Dr. Tekin Memiş... Bu hafta "bilgi çağında hukuk eğitimi" konusunda konuşuyoruz. Doç. Dr. Memiş, günümüzün hukukçusunun yalnızca kendi ülkesindekilerin değil, dünyanın her yerindeki insanların hakkını gözetmesi, tüm hukuk ihlallerini "dert edinmesi" gereğine dikkat çekiyor...

6 Temmuz 2007

"GÜNCEL HUKUK" DERGİSİNDE "5651"

"Güncel Hukuk" Dergisi'nin Temmuz 2007 sayısında "Internet Sanayi Devriminden Önemli Bir Gelişmedir" başlığı altında 5651 sayılı kanun da ele alındı... Bu konuda benim gönderdiğim görüş de şöyle:

5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hakkında...

Açık Radyo’da yaptığımız “Bilgi Çağının Hukuku”nun üç programını bu konuya ayırdım, hala konuşup tartışılacak alt başlıklar var. Burada yalnızca kanunun yapılış tarzını eleştirmek istiyorum. Neden bu kadar acele bir düzenleme? Oysa Lizbon Stratejisi kapsamında 2000 yılından itibaren başlatılan “Daha İyi Düzenleme Çalışmaları”na paralel olarak, bizim Başbakanlıkta da 2004 Kasım’ında bir “çalışma grubu” oluşturulmuş... 2006 Şubat’ında yayımlanan “Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 24 üncü maddesinde, “17/2/2007 tarihinden itibaren hazırlanacak kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile Başbakanlıkça uygun görülecek diğer düzenleyici işlemler için ‘Düzenleyici Etki Analizi’ yapılması” (DEA) öngörülmüş. 3 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazetede buna ilişkin bir rehbere de yer veren bir genelge yayınlanmış...

Bütün bunlar “Internet yayıncılığı” gibi çağdaş bir alanın düzenlenmesine uygulanmayacaksa nereye uygulanacak? Bir DEA yapılsaydı belki “kanun”a gerek kalmayabilirdi.
“Daha kötüsü de olabilirdi, Zimbawe’de yeni çıkan ‘İletişimi Kesme Kanunu’ gibi ” diyenler de çıkabilir tabii!

9 ve 16 Temmuz Pazartesi: Dr. Yaman Akdeniz


9 Temmuz ve 16 Temmuz Pazartesi günleri yayınlanacak olan programların konuğu şu sıra Türkiye'de bulunan Dr. Yaman Akdeniz. Leeds Üniversitesi (Birleşik Krallık) Siber Hukuk biriminin ve "Siber Haklar- Siber Özgürlükler" ("Cyber-Rights.Org") sivil toplum örgütünün kurucusu Dr. Akdeniz ile bu Pazartesi bilgi çağınının hukuku, bu konuda bilgilenmek isteyenlerin seçenekleri ve bu bağlamda Türkiye'deki durumu tartışıyoruz. Bilgi çağınının hukukunun ayırdedici özelliğinin esasen çağdaş düzenleme yöntemleri olduğunu vurgulayan Akdeniz, 5651 sayılı kanunu da bu ölçütlerin hiçbirine uymadığı için eleştiriyor.
16 Temmuz'da yayına girecek programda da onun uzmanlık alanlarının başında gelen çocuk pornografisine odaklanılacak...

İlk programda "Elvis Costello & The Attractions" albümünden "Accidents Will Happen", ikincisinde "Folk Devils"den "Moral Panic" parçalarını dinledik!