Avniye Tansug, Av. LLM, (Strathclyde)
Bu blog bilgi ve iletisim teknolojileri hukuku ile ilgili haberler, gelişmeler, aynı baslik altında Açık Radyo'da 2002 - 2015 yılları arasında yaptığım program kayıtlarını bir araya getirmek icin...
28 Eylül 2007
"28 EYLÜL": ULUSLARARASI BİLGİ EDİNME HAKKI GÜNÜ
Uluslararası Bilgi Edinme Hakkı Günü 2007, ("Right to Know Day") dünya üzerindeki tüm demokratik toplumlarda, bilgiye erişim hakkının önemine dikkat çekmek amacıyla 5. defa çeşitli ülkelerde kutlanıyor. Kutlamalarla ilgili ayrıntılı bilgi için http://www.foiadvocates.net/rkd07.php adresine bakınız. BilgiEdinmeHakki.Org kamuoyunu Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun kullanımı ile ilgili bilgilendirmek amacı ile 2004-2006 kullanım istatisklerini içeren özet bir çalışmayı Flash presentasyon formatında yayınladı.
18 Eylül 2007
14 Eylül 2007
Açık Radyo'da 10 Eylül - 17 Eylül
17 Eylül Pazartesi tekrar konuğumuz olacak. Bu kez Av. Gökhan Ahi de ona katılacak ve geçtiğimiz haftalarda 5651 sayılı kanun çerçevesinde yapılan yönetmelik tartışmaları hakkında bilgi verecekler...
Tırk.Internet.com'da 5651 sayılı kanunun gelişim aşamaları hakkıda yararlı bir kronolji de burada!
27 Ağustos 2007
27 Ağustos Pazartesi: Av. FİKRET İLKİZ
22 Ağustos 2007
20 Ağustos 2007 Pazartesi Açık Radyo'da: Av. VEDAT GÜRER
14 Ağustos 2007
DİSİPLİNLERARASI "HUKUK TASARIMCILARI"
"...hukuk teknisyenleri yerine hukuk mühendisleri yetiştirebilirsek hukuk disiplini açısından bu özgüven sarsıcı ifadeleri unutabiliriz. Bu kavramların farkını zaten etimolojik yapıları anlatmakta. Avrupalılar buna hukuk mimarisi ve hukuk mimarları diyorlar..Kanımca en doğru söz ise hukuk tasarımcıları. Peki nedir hukuk yaratıcısı ve hukuk tasarımcısı` Dar anlamda hak ve yükümlülüklerin oluşturduğu sistematik yapıyı oluşturan yasakoyucu ve bazen erkler ayrılığı sisteminin tam olarak sağlanamadığı durumda veya siyasal bilim ekonomisinin gerekliliği olarak yargı ve yürütmenin katılımı ile oluşan hukuk ve de bunun için oluşturulacak politikalar ve toplumun ve hukukun karşılıklı etkileşimde yaratılmak istenen çağdaş düzlemde tasarımı. Hukuk tasarımı anlaşılacağı gibi sadece çok iyi hukuk bilerek yapılabilecek bir iş değildir. Siyaset bilimi, sosyoloji, sosyal psikoloji, kriminoloji, sosyal antropoloji ve felsefe gibi birçok disipline hakim olunması ve gerektiğinde interdisipliner çalışmalar yapılması gerekir. Böylece, oturmuş klasik dar görüşlerin açısından tüm bilinenlerin dışına çıkmak, yepyeni ufuklarla donanmak mümkündür..."
Bu deyimi çok sevdim. Öyle ki alıntılamak için izin bile almadan buraya koyuyorum. Affola. Yazının başı ve devamı burada!
4 Ağustos 2007
2 Ağustos 2007
6 ve 13 Ağustos Açık Radyo'da: Av. Ceylin BEYLİ
6 Ağustos ve 13 Ağustos Pazartesi programlarının konuğu Avukat Ceylin Belli. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra Leeds Üniversitesi (UK) Siber Hukuk bölümünde LL.M (hukuk "master") çalışmasını tamamlayan Beyli, 4 yıldır bir hukuk bürosunda avukat olarak çalışıyor. Onunla kişisel verilerin korunması konusundaki kanun taslağının eski ve son versiyonları hakkında konuşuyoruz ilk programda. İkinci program ise bilgi çağının hukuku konusunda "eğitim"e ayrılıyor...
İlk programda Mary Martin ve Patricia Neway'in söylediği "My Favorite Things", ikincisinde Miles Davis'in "So What" parçalarını dinleyeceğiz!
30 Temmuz 2007
30 Temmuz Pazartesi: Av. Vedat GÜRER ile SOHBET
Arada Queen, "Under Pressure" çalındı!
22 Temmuz 2007
"BİLGİ ÇAĞININ HUKUKUNA GENEL BAKIŞ"... A.Tansuğ, Bilgi Çağı Dergisi, Temmuz 2007 (*)
Alt yapıdaki değişim, nasıl “ikame, yayılma” ve “dönüşüm” aşamalarından geçilerek hayata geçiriliyorsa[i] onun biçimlendirdiği bir üst yapı kurumu olarak “hukuk” da aynı aşamaları izliyor. Endüstri devriminin, tarım toplumu hukuk düzeninin değişmesine yol açması gibi bilgi ekonomisi de endüstri toplumunun hukukunu şimdiden zorluyor. Bilgi ekonomisinin ürünleri, yakınsanmış iletişim teknolojileri aracılığıyla, hangi gelişmişlik düzeyinde olursa olsun dünyanın her yerinde, toplumları kendine “taraf” kılıyor. Buna “yenilikçilik” de eklendiğinde, bir taraf lehine artan “rekabet edebilirlik”, diğer tarafı iyice “edilgin tüketici” haline getiriyor. Ancak aynı “yenilikçilik”, az gelişmiş çoğunluk içinden bunu farkedip doğru politikalarla harekete geçebilenleri, “edilgin tüketiciler” olmaktan çıkarıp “üreticiler”e dahil edebilen bir fırsat. Yale hukuk profesörü Jochai Benkler (2006) [ii], ister zengin ister fakir ülkelerden olsun, sermayesi “zihinsel emek”, ürünü “bilgi” olan ve “yenilikçi bir eko-sistem” içinde ağlar yoluyla birbirleriyle etkileşime giren “bilgi endüstrisi üretici”lerinden çok umutlu. Onların merkezi piyasalara bağımlı olmayan üretim biçimlerinin yaratacağı yeni değerlerin, endüstri dönemi hukukunu da tüm insanlığın yararına dönüştüreceğine inanıyor.
Erken yola çıkanın hukuku mu?
Şurası açık ki bilgi çağının hukukuna, bilgi ekonomisinin altyapısını kuran toplumlar yön vermekteler. Bu alanda erken yola çıkan ABD -özellikle Clinton döneminde- bilgi ekonomisinin hukukunu oluşturmada önemli adımlar attı. Öte yandan Birleşmiş Milletler, OECD, Dünya Ticaret Örgütü gibi kuruluşlar tip düzenlemeler ortaya koyarak küresel ekonomiyi yaygınlaştırma çabalarını sürdürüyorlar. Avrupa Birliği’nin de 2000’li yıllardan başlayarak gündeme getirdiği, hem altyapısal hem üstyapısal köklü değişim ve dönüşüm programlarının temelinde, üye devletleri bilgi ekonomisinin “edilgin tarafı” olmaktan çıkarmak kaygı ve telaşesi var. Avrupa Birliği, hepsi “Avrupalı” olsalar da başta hukuk düzenleri olmak üzere üstyapıda farklı kültürel yaklaşımlar sergileyen “üye”lerini, ortak kurallarda birleştirebilmek için, her topluma uyarlanabilecek düzenlemeler yaparak “minimalist” bir tutum izliyor. Bir taraftan da küresel rekabete karşı, AB vatandaşlarının kişisel verilerinin transferi konusunda olduğu gibi, “hukuk”u bir kalkan olarak kullanıyor. [iii]
Bir kamusal alan olarak Internet
Ağırlıklı olarak “küresel elektronik ticaret” bağlamında seyreden ve daha çok “özel hukuk” düzenlemelerini ilgilendiriyormuş gibi gözüken bilgi çağı hukukunun, aslında hem kamu hukuku ile kesişen hem de evrensel insan hakları hukuku alanına giren çok önemli boyutları var. İfade özgürlüğü, bilgiye erişim özgürlüğü gibi üçüncü kuşak haklar geniş ölçekte bir kamusal alan olarak Internet ortamında kullanılabilirken, “9/11” hadisesinin ardından başlayan sınırlamacı eğilimler ve kişisel bilgilerin gizliliğinden “feragat” gerektiren yaklaşım, kıta Avrupası hukuku ile Anglo-Sakson hukuku arasında teoride ve pratikte gerilimlere yol açıyor.
Bu olgu, bilgi çağının hukukunun biçimlendirilmesinde “Internet’in yönetimi ve yasal düzenlenmesi gibi” çok hayati bir gündem maddesinin ortaya çıkmasının da en önemli etkenlerinden biri. Aynı olguyla birlikte yasal düzenleme yaklaşımları da değişiyor, dönüşüyor. Dr. Yaman Akdeniz (2003) “Beyaz Kitap”ta[iv] Internet’in “ulusötesi, merkezi olmayan ve sınır tanımayan” doğası gereği, bu küresel ortamdaki ilişkileri ve işlenen suçları “hiç bir devletin tek başına ve yeterli düzeyde düzenleyemeyeceğini, bu yüzden, devletlerin, kendi hukuk politikalarını bilgi çağının alt yapısına paralel olarak çağdaşlaştırmaları gerektiği”ne dikkat çekiyor. Dr. Akdeniz, yasal düzenlemeler alanında devletin rolü her ne kadar hâlâ hayati öneme ve yönlendirici niteliğe sahip ise de çağın gereği, devletin yasa yapmadan önce “risk çözümlemeleri” yapması, tek başına yasal düzenleme yerine; “işbirliği”, “koordinasyon”, “danışma”, “birlikte düzenleme” ve “öz-düzenleme” gibi yeni kavramlara daha fazla önem vermesini salık veriyor. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu’nun “Internet Üzerinde İletişim Özgürlüğü Bildirgesi”nde [v] de benimsenen Politika sürecinin açık ve saydam olmasını, ilgili tüm tarafların görüşlerinin sürece katılmasını da gerektiren bu “çok katmanlı” yaklaşımın uygulanması her toplumun kendi kültürüne göre farklılıklar arzediyor.
Kültürel farklılıklar ve yeni hukuk
Üst yapıları bilgi çağına uyarlanmakta olan toplumlarda bu farklılıkları hukukun hemen her alanında görmek mümkün. Örneğin “bilgiye erişim” hakkı ABD’de “şeffaflık ve hesap sorulabilirlik” bağlamında ve bir “özgürlük” olarak ele alınırken, Avrupa Birliği konuyu “kamunun elindeki bilgileri –hem de bir an önce!- ekonomik dolaşıma sokma hakkı” bağlamında gündeme getiriyor. Hatta kimi Avrupa devletleri, örneğin Birleşik Krallık, kendini bunu yapması umulan “özel sektör”e bir rakip gibi görüp, “bilgi”yi vermekte cimri davranarak, AB’nin bilgi ekonomisi hedeflerine hızla ulaşmasını da geciktirebiliyor. “Gizlilik kültürü”nün baskın, devletle birey arasındaki mesafenin “uzun” olduğu toplumlar da bu konuyu toptan görmezden geliyorlar. [vi]
Keza, ceza hukuku alanında Internet’te işlenen suçlardan hangisinin düzenlenmesine öncelik verileceği toplumdan topluma değişiyor. Sonuncusuna ülkelerin egemenlik haklarına klasik yaklaşım paradigması ile insan hakları savunucusu sivil toplum örgütlerinin haklı muhalefeti de eklenince, örneğin Avrupa kökenli bir “Siber Suçlar Konvansiyonu” yıllardır uygulamaya geçemiyor. Küresel bir düzenleme olması amaçlanan bu Konvansiyon [vii] insan hakları ve ceza hukukunun temel ilkeleri açısından gerçekten de “sakıncalı” düzenlemeler içerdiği için “hukukun üstünlüğü”ne bağlı klasik Avrupa demokrasileri tarafından hemen imzalanmadığı ya da çekince konarak imzalandığı halde, “9/11 sonrası ABD’si” ile AB’ne yeni giren Sovyetler sonrası devletler tarafından “gözü kapalı” imzalanabiliyor...
Internet gerçekten “sınırsız” mı?
Internet’in doğası gereği “ulusötesi, merkezi olmayan, sınırsız” özellikleri geniş çaplı kabul görmüşken, Goldsmith ve Wu (2006) [viii] ise “Internet’i Kim Denetliyor: Sınırsız Bir Dünya Yanılsamaları” başlıklı ortak kitaplarında Internet’e yakıştırılagelen “sınırsız”lığın tam bir yanılsama olduğunu, günümüzde ekonomik bakımdan kim güçlü ise Internet’i de kendi sınırları içinde ve hatta ötesinde onun denetim altında tuttuğu savını ileri sürüyorlar. Harvard hukuk profesörü Goldsmith, “güç blokları” diye nitelendirdiği bu ülkelerin şimdilik “ABD, Avrupa’nın kuzeyindekiler ve Çin” olduğunu vurgularken, zamanla bunların dışındaki blokların devreye girmesinin “soğuk savaşın bir teknolojik versiyonu”nun başlangıcı ile eşanlamlı olacağını belirtiyor.
İşte bir değişik yaklaşım daha!
Sonuç olarak, bilgi çağının hukukunu yaratacak olanların alt yapıda yaşanan çok boyutlu değişimi anlamak ve izleyebilmek için öncelikle bilgi okur-yazarı olması ve disiplinlerarası bir yaklaşımı benimsemesi kaçınılmaz görünüyor...
******************
[i] Eczacıbaşı, F., “Değişebilenler Dönüşebiliyor”, Bilgi Çağı Dergisi, Mayıs, 2007 http://www.bilgicagi.com/sayi33/
[ii] Benkler, J., “The Welfare of Networks: : How Social Production Transforms Markets and Freedom”, ISBN-13: 978- 0-300-11056-2 , Yale University Press, 2006, http://www.benkler.org/
[iii] Tansuğ, A., “AB’nin yeni ekonomik silahı: “Veri Saklama Hukuku”, Güncel Hukuk Dergisi, Nisan 2005
[iv] Akdeniz, Y., “Beyaz Kitap - Internet’in Çok Taraflı Yönetimi: Türkiye’deki Politika Yaratma Sürecinin Çağdaşlaşmasına Doğru”, ISBN: 975-6797-44-4, TBV Dizisi:1, Papatya Yayıncılık, 2003 http://www.papatya.gen.tr/beyazKitap.htm
[v] “DECLARATION on freedom of communication on the Internet”, 28 May 2003 https://wcd.coe.int/ViewDoc.jsp?id=37031
[vi] Bu konuda Türkiye’deki uygulama için: http://www.bilgiedinmehakki.org/
[vii] Konvansiyon’un Türkçe metni: http://www.ivhp.net/ “Bilgi Belge” / “Avrupa”
[viii] Goldsmith, J., and Wu, T., “Who Controls the Internet? Illusions of a Borderless World”, ISBN: 13: 978-0-19-515266-1 ISBN-10: 0-19-515266-1, Oxford University Press, 2006
(*)
23 Temmuz Pazartesi:Doç.Dr. Tekin Memiş ile "Eğitim"
6 Temmuz 2007
"GÜNCEL HUKUK" DERGİSİNDE "5651"
5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun hakkında...
Açık Radyo’da yaptığımız “Bilgi Çağının Hukuku”nun üç programını bu konuya ayırdım, hala konuşup tartışılacak alt başlıklar var. Burada yalnızca kanunun yapılış tarzını eleştirmek istiyorum. Neden bu kadar acele bir düzenleme? Oysa Lizbon Stratejisi kapsamında 2000 yılından itibaren başlatılan “Daha İyi Düzenleme Çalışmaları”na paralel olarak, bizim Başbakanlıkta da 2004 Kasım’ında bir “çalışma grubu” oluşturulmuş... 2006 Şubat’ında yayımlanan “Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”in 24 üncü maddesinde, “17/2/2007 tarihinden itibaren hazırlanacak kanun ve kanun hükmünde kararnameler ile Başbakanlıkça uygun görülecek diğer düzenleyici işlemler için ‘Düzenleyici Etki Analizi’ yapılması” (DEA) öngörülmüş. 3 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazetede buna ilişkin bir rehbere de yer veren bir genelge yayınlanmış...
Bütün bunlar “Internet yayıncılığı” gibi çağdaş bir alanın düzenlenmesine uygulanmayacaksa nereye uygulanacak? Bir DEA yapılsaydı belki “kanun”a gerek kalmayabilirdi.
“Daha kötüsü de olabilirdi, Zimbawe’de yeni çıkan ‘İletişimi Kesme Kanunu’ gibi ” diyenler de çıkabilir tabii!
9 ve 16 Temmuz Pazartesi: Dr. Yaman Akdeniz
9 Temmuz ve 16 Temmuz Pazartesi günleri yayınlanacak olan programların konuğu şu sıra Türkiye'de bulunan Dr. Yaman Akdeniz. Leeds Üniversitesi (Birleşik Krallık) Siber Hukuk biriminin ve "Siber Haklar- Siber Özgürlükler" ("Cyber-Rights.Org") sivil toplum örgütünün kurucusu Dr. Akdeniz ile bu Pazartesi bilgi çağınının hukuku, bu konuda bilgilenmek isteyenlerin seçenekleri ve bu bağlamda Türkiye'deki durumu tartışıyoruz. Bilgi çağınının hukukunun ayırdedici özelliğinin esasen çağdaş düzenleme yöntemleri olduğunu vurgulayan Akdeniz, 5651 sayılı kanunu da bu ölçütlerin hiçbirine uymadığı için eleştiriyor.
16 Temmuz'da yayına girecek programda da onun uzmanlık alanlarının başında gelen çocuk pornografisine odaklanılacak...
İlk programda "Elvis Costello & The Attractions" albümünden "Accidents Will Happen", ikincisinde "Folk Devils"den "Moral Panic" parçalarını dinledik!
3 Temmuz 2007
29 Haziran 2007
25 Haziran 2007
25 Haziran 2007: DNA Bankası
Bahsi geçen site bağlantıları:
Türk Tabibler Birliği görüşü,
ABGEDER görüşü...
14 Haziran 2007
18 Haziran Pazartesi: Doç.Dr. TEKİN MEMİŞ'LE "BİYOTEKNOLOJi ve HUKUK"
Başta "insan" denen canlı olmak üzere teknolojinin yaşamın her alanını inceleme, araştırma ve yenilikçiliğe alan hazırlaması biçimde özetlenebilecek biyoteknoloji ile hukuk niçin ilgileniyor? Doç. Dr. Memiş, bu sorunun yanıtını üç alanda topladı. a) "İnsan hakları hukuku": Kişilik hakları, kişinin kendi genetik bilgilerini bilme ve bilmeme hakları, kişisel bilgilerin gizliliği konuları, b) "Patent hukuku": Keşif ve buluş arasındaki fark, keşiflerin patentlenemeyeceği sorunu, başta ilaç ve silah endüstrileri olmak üzere yaşamı patentleyip para kazanma aracına dönüştürme eğilimleri tehlikesi (Memiş, ABD'li bir firmanın Hindistan pamuğunun patentini alıp sonra Hintli'lerden tazminat alışını örnek verdi, Çin'de de bu yolda alınan bir önlem var şurada!), c) "Sigorta hukuku": Genetik özelliklerine göre insanları sigortalamaktan kaçınma...
Memiş, Clinton'un GENOM projesini başlatırken "Tanrı'nın konuştuğu dili çözeceğiz" yollu konuşmasından sözettiğinde, benim de aklıma Dawkins ile Prens Charles arasındaki tartışma geldi.
Hızla akıp giden söyleşide sıra tam DNA veri bankalarına gelmişti ki 25 dakikamızın bittiğini farkettik! Türkiye'de de bu yolda hazırlanmış bir kanun tasarısı var!!!
Arada The Looper'dan "Modem Song" dinlendi...
7 Haziran 2007
11 HAZİRAN 2007: Başak Er ile Bilgi Edinme Hakkı Hakkında...
24 Mayıs 2007
28 MAYIS: LEYLA KESER BERBER ile INTERNET KURULU
Konuk: Leyla Keser Berber. Y.Doc.Dr. Bilgi Universitesi.
Berber, "Internet Kurulu"nun yasal düzenlenmesi amacıyla hükümetin talebi üzerine Dr. Yaman Akdeniz ile birlikte hazırladıkları çalışmanın ayrıntılarını ve 5651'deki "Kurul"un bu çalışmayla önerilen yaklaşımın ne kadar uzağında olduğunu açıkladı.
4 Haziran 2007, Pazartesi programında da yine Leyla Keser Berber konuktu. Bu kez, Türkiye'de bilgi ve iletişim teknolojileri hukuku alanında verilen eğitim hakkında konuştuk. İlginç nokta, "Adli Bilişim" konusunda çalışmalarını derinleştiren, bu konuda kitap da yazan Berber'in yürürlükteki mevzuat çerçevesinde bu teziyle "doçent" unvanını Türkiye'de alamayacak oluşuydu. YÖK mevzuatı bu bağlamda en yeni hukuk dalı olarak "çevre hukuku"nu kabul ediyor, "interdisipliner" bir alan olduğu gerekçesiyle "bilişim" (bu terimle konunun sınırlandırılmasına karşı olduğumu da söyleşi sırasında belirttim) hukukunda doçentlik/profesörlük unvanı vermeyi kabul etmiyor...
Leyla da bu konuda bir yandan hukuki yolları denerken bir taraftan da yurtdışında doçent olup dönmeyi planlıyordu...